Hayat-ı Şerifleri

Ağustos 5, 2009

Hindistan’da yetişen büyük İslam alimi ve büyük veli. Müceddid ve müctehid idi.

Silsile-i Saadat-ı Nakşibendiyye-i aliyyenin 23,halkası.Hicret-i Celile-i Nebeviyyenin 971.(m.1563) senesi aşura günü Serhend şehrinde dünyaya geldiler.(m.1624) 1034 sefer ayının 29, Salı günü Serhend’de vefat etti. İsmi Ahmed,babasının akı Abdülehad,dedesinin adı Zeynel’abidin’dir.

İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretleri,Hazreti Ömer’in (r.a) yirmi dokuzuncu torunudur. Varis-i resul ve ulema-i rasihiyndendir.

İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretleri ilk tahsiline,babasından ders alarak başladı. Arapça’yı babasından öğrendi. Küçük yaşta Kur’an-ı kerim ezberledi. Sesi güzel olduğundan,Kur’an-ı kerim okumasını herkes dinlemek isterdi. İlminin çoğunu babasından,bir kısmını da zamanın büyük ,meşhur alimlerinden öğrendi. Çeşitli ilimlere ait pek çok kitapları ezberledi. Babasından aldığı dersleri tamamlayınca,Siyalkut şehrine gidip orada,Zahiri ve batıni ilimlerde,o zamanın en meşhur alimi Mevlana Kemaleddin Kişmiri’den ders aldı. Mevlana Kemaleddin(r.a),meşhur alim Abdülhakim-i Siyalkuti’nin de hocası idi. Ba’zı hadis kitaplarını da Şeyh Ya’kub-ı Kişmırı’den okudu. Alim-i rabbani Kadı Behlül-i Bedahşi’den;hadis,tefsir ve ba’zı usül ilimlerinde icazet(diploma )aldı. On yedi yaşında iken tahsilini tamamladı. Böylece akli ve nakli,füru’ ve usül ilimlerinden hepsinden icazet(diploma) almış oldu.

Zamanın padişahlarının,vali,kumandan,alim ve hakimlerini,çok te’sirli mektuplar ile,dine,sünnet-i seniyyeye teşvik ediyor,pek çok alim ve evliya yetiştiriyordu. Allahü Teala ona o kadar ilm-i batın ihsan etmişti ki,kendine mahsus ilimleride cihana yayıyordu. Hatta hocası Muhammed Baki-Billah Hazretleri bile bu yeni ilimlere kavuşmak için onun huzuruna gelir,hürmetle otururdu. Hatta bir gün geldiği zaman,İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretleri’ni kalbi ile meşgul görüp,odasına girmedi. Hizmetçiye de:

_”Haber verip,rahatsız etme!” dedi ve sessizce kapıda bekledi. Bir müddet sonra İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretleri kalkıp;

_”Kapıda kim var?” deyince Üstazı;

_”Fakir Muhammed Baki”dedi. Bu ismi duyunca kapıya koşup,hocasını edep ve tevazu ile karşıladı.

Talebelerine zikre çok devam etmelerini,huzur ve murakabeyi çok söyler ve buyururdu ki:

_”Bu dünya;amel,çalışma,huzur ve hal etme yeridir. Bu kalp halleri,dine uyularak yapılan zahiri amellerin neticesi olduğunu biliniz”

Yaz olsun,kış olsun,seferde ve hazarda;ekseriya gecenin yarısından sonra,ba’zan da gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kalkar,o vakitte okunması sünnet olan duaları okurdu.

Talebelerinden on kişi,aynı akşam İmam-ı Rabbani Hazretlerini iftara da’vet ettiler. Kabul buyurdu. Aynı akşam,aynı anda,hepsinin evinde hazır bulunup,iftar etti.

Bir gün buyurdular ki: “Ka’be-i muazzamayı tavaf arzum o kadar ziyadeleştiki,yerimde duramaz oldum. Allahü Tealanın lütfu ile,bu şevk ve iştiyak cazibesinde,Ka’be-i şerifeyi yanımda gördüm ve tavaf ettim”.

İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin cenaze namazını,oğlu Hace Muhammed Said kıldırdı. Vefatında 63 yaşında idi .Serhend’de evinin yanında defnedildi. Daha sonra Afganistan Padişahı Şah-i Zaman,kabri üzerine büyük ve çok San’atlı bir türbe yaptırdı. Vefat haberi, talebelerini ve sevenlerini çok üzüp ağlattı. Duyulduğu her yerde göz yaşları döküldü. Vefatı üzerine çok şiirler yazılmış ve pek çok tarih düşürülmüştür.